Sağlık

Trakya Üniversitesi öğretim üyesi Yılmaz: Kekemelikte konuşmaya müdahale yararsız

Trakya Üniversitesi öğretim üyesi Şüle Yılmaz, kekemeliği olan kişilerin konuşmasına müdahale edilmesinin ve bu kişilere yön verilmesinin yararlı olmadığını ifade etti. Yılmaz, 'sakin ol' şeklindeki uyarıların ya da ısrarla konuşturma çabasının baskıyı artırabileceğini vurgulayarak çevredekilerin bireyi dinlemesi gerektiğini söyledi.

22 Ekim 20265 dk okuma0 yorum
Trakya Üniversitesi öğretim üyesi Yılmaz: Kekemelikte konuşmaya müdahale yararsız
Haberi dinle
Özet hazır
Reklam Alanı · 728×90

Kekemeliği olan kişilerin, günlük hayatlarında kendilerini anlatırken karşılaştıkları zorluklara ek olarak çevrelerinin iyi niyetle yaptığı fakat doğru olmayan yönlendirmelere de maruz kalabildikleri ifade edildi. Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji öğretim üyesi Şüle Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kekemeliği sadece konuşmanın akıcılığına ilişkin bir durum olarak ele almamak gerektiğini dile getirerek kişinin kendisini rahat biçimde ifade edebilmesinin de önem taşıdığını belirtti.

Konuşurken kekemeliği olan bireylerin sözlerine müdahale edilmesinin ve bu bireylerin yönlendirilmeye çalışılmasının yararlı olmadığının altını çizen Yılmaz, çevreden iyi niyetle gelen kimi uyarıların, bireyin kendi konuşmasına yönelik farkındalığını ve hissettiği baskıyı artırabileceğini kaydetti. Yılmaz, kekemeliği olan bireylere karşı en yaygın hatalardan birinin konuşurken onları uyarmak olduğunu vurgulayarak, "En sık karşılaşılan yanlışlar uyarmak aslında bir yerde.

O 'sakin ol' dediğimiz uyarılar veya daha çok konuşturursam daha faydalı olur deyip durmadan sorular sormak ya da ısrarla konuşturmaya çalışmak." sözlerini dile getirdi. "Konuşurken yapılan uyarılar baskıyı artırabiliyor" Kekemelik söz konusu olduğunda konuşurken yaşanan takılmaların tümünün aynı biçimde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, bilhassa çocukluk çağında konuşmanın gelişim sürecinin göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu ifade etti.

Yılmaz, konuşmadaki her takılmanın kekemeliğe işaret etmediğini söyleyerek, "Her takılma, her akıcısızlık kekemelik değildir. Aslında hepimizin yaşadığı şeyler bunlar. Heyecanlıyken, gerginken veya acelemiz varken bazen.

Çocuklarda da gelişim çağında daha doğal kabul edeceğimiz bir dönem var aslında. Özellikle 3-5 yaşlar arasında bu dönemde çocukların anlatmak istedikleri biliyorsunuz çok fazladır, çok heyecanlıdırlar. Ama henüz daha dil kapasiteleri buna yeterli değildir." açıklamasını yaptı.

Reklam Alanı · Yazı İçi 300×250

"Konuşmadaki her takılma kekemelik anlamına gelmiyor" Yılmaz, bu süreçte ailelerin çocuklarının konuşmalarını sabırla karşılamaları ve kaygıya kapılarak davranmamaları gerektiğinin altını çizerek takılmaların önüne geçmeye çalışmanın veya çocuğu baskı altında bırakmanın sakınca yaratabileceğini belirtti. Ailelerin nasıl bir tutum sergileyeceklerine ilişkin uzman desteği almalarının önemini vurgulayan Yılmaz, "Ama ailenin bunu engellemeye çalışması veya çocuk üzerinde baskı uygulaması, bu konuda aşırı bir telaşa girmesi gibi durumlar sakıncalı.

Aslında bir uzmanla görüşüp nasıl davranması gerektiği hakkında bilgi alması önemli." şeklinde görüş bildirdi. Yılmaz, kekemeliğin kişinin eğitim hayatı ile sosyal yaşamı üzerinde etkili olabildiğini, konuşurken takılacağına dair kaygının kendisini anlatmasını güçleştirebildiğini ve öğrencilerin cevabını bildikleri bir soruyu sınıfta yanıtlamaktan çekinebileceklerini ifade etti.

"Tedavi sürecinde kaygı da değerlendirilmeli" Yılmaz, kekemeliği değerlendirirken yalnızca konuşma akıcılığında yaşanan takılmaları azaltmaya yoğunlaşmanın yeterli olmayacağını belirterek bireyin kaygılarıyla iletişimde bulunduğu ortamlarda hissettiği korkuların da değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Terapi boyunca kişinin kendisini daha rahat anlatabilmesinin önemine dikkat çeken Yılmaz, "Kekemeliği olan bireylerin, evet bunun oranını azaltmak hatta yok etmek çok önemli.

Ama zaten kaygıyı azaltmadığınızda, bununla ilgili güvensizlikleri azaltmadığınızda, ortamlarda korkuyu azaltmadığınızda, o zaman iletişimi tam anlamıyla desteklemiş olmuyorsunuz ve nüksler de artabiliyor." açıklamasında bulundu. Yılmaz, kekemeliğin iyileştirilmesinin mümkün olduğunu, buna karşılık sürecin bütün bireylerde aynı biçimde seyretmeyebileceğini ifade ederek tedavi sırasında bireyi etkileyen çeşitli unsurların bir arada ele alınması gerektiğini söyledi.

Konuya ilişkin Yılmaz, "İyileştirilebilir ama çok da kolay bir durumdur diyemeyeceğim. Dediğim gibi bazen nüks etme olasılığı da olan bir durum. Çok yönlü ele alınması lazım tamamen iyileştirmesi için.

Buna zemin hazırlayan başka faktörler varsa, ailevi faktörler olabilir, psikolojik faktörler olabilir, hepsiyle birlikte ele alınması lazım." ifadelerine yer verdi. Kekemelik konusunda toplumdaki farkındalığın önemini vurgulayan Yılmaz, ailelerin, öğretmenlerin ve çevrede bulunanların, konuşurken kişiyi aceleye sevk etmek yerine dinlemelerinin ve kendisini rahat bir şekilde anlatmasına olanak sağlamalarının önemli olduğunu kaydetti.

#Güncel#Haberler
İlginizi Çekebilir
Yorumlar (0)
0/500

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.